Eğitimde Paradigmalar ve Uzaktan Eğitim
Paradigma değişimi her alanda olduğu gibi bugün benzer şekilde eğitim alanında yaşanmaktadır. Burada yüksek öğretimdeki eski ve yeni paradigmalar üzerinde durmakta fayda vardır. Klasik paradigmada izlenecek öğretim ve eğitim programları, bir dönemde sunulan dersler (kurslar) ve bunlara ait müfredatlar şeklinde hazırlanmaktadır. Program hazırlıklarında veya revizyonlarında öğrencilerin istihdam edilecekleri iş piyasasına danışılmamakta veya sanayi ve hizmet sektörünün istek ve beklentilerine dikkat edilmemektedir.
Her bir program içerisindeki değişik kurslar (dönem dersleri), içerikleri ve kredileri akademik bir hiyerarşi içinde tanımlanmaktadır. Hatta bazı üniversitelerde kurslar, diğer program akademisyenlerinin, ilgili sektör kaygısı taşımayan daha ziyade kendi ders potansiyellerini korumayı hedefleyen yoğun değişiklik isteklerine maruz kalabilmektedir. Bu yapıdaki bir programda her ne kadar seçimli bir takım kurslar yer alsa da öğrenciler için genellikle katı bir program sunulmuş olmaktadır; ayrıca öğrencilerin amaçları ve düzeyleri göz ardı edilmektedir. Özellikle müşteri durumundaki iş piyasasının isteklerinin programlara yerleştirilmesinde ve kursların bu şekilde tasarımında her zaman için problemlerle karşılaşılmıştır.
Klasik paradigmanın diğer problemi, öğrencileri sanki aynı kalıptan çıkmış kabul etmesi ve bir dönem boyunca haftalara dağıtılan derslere senkronize şekilde sokmasıdır. Daha önceki alt yapısı, ilerleme hızı veya amaçları nedeniyle kursta çok hızlı yol alabilecek öğrencilerle çok yavaş veya yetersiz öğrenciler aynı anda aynı derslere maruz kalmaktadır.
Senkronize eğitim klasik paradigmanın en yaygın kurallarındandır. Optimum öğrenme zamanının her bir öğrenci için farklı olması nedeniyle senkronize eğitim, öğrenme verimliliği açısından bir problemdir.
Öğrenme verimliği, öğreticinin zamanının ne kadarını hangi ve kaç kredilik kurs için harcadığı değil, geçen toplam zamanda ne kadar öğrenme (tanımlanan belli bilgi ve yeteneklerin edinildiğini göstererek) gerçekleştirdiği ile ilgilidir. Öğrenme verimliliğini artırmak için öğrencinin belli bilgiyi ve beceriyi öğrenmek için geçirdiği zamanı kısaltmak gerekmektedir.
Öğrencinin amacını gerçekleştirebileceği veya istekli olduğu kursları istediği zamanda almasının verimliliği artıracağı açıktır. Klasik paradigmada, belli krediyi tamamlamadan mezun olamadığından bir öğrenci kendi zamanına uygun olan ve açılması muhtemel herhangi bir kursu alarak mezun olabilme yoluna gidebilmektedir. Böyle bir seçimde öğrenme verimliliği ne derece sağlanabilir?
Klasik paradigmada en çok savunulan konulardan biri öğretici (instructor) temelli sınıflarda öğrenciyle karşılıklı etkileşimin (interactivity) yüksek olması gerekçesidir. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta bu etkileşimin oranı, kalitesi ve etkileşim sonucunda oluşacak öğrenmedir. Etkileşimin kalitesinin artırılması için gerekli multimedya donanımının maliyetler nedeniyle tüm derslikler düzeyinde kullanılamaması önemli bir problemdir. Bir bilginin iletilmesinde başlıca faktörlerler bilgiyi ileten, alıcı, bilginin iletildiği platform veya altyapı (medya) ve mesajın kendisidir.
Bu noktada alıcı durumda olan öğrenicilerin konuya odaklanmış durumda veya mesajı algılayabilecek seviyede olması gerektiğinden senkronize eğitimde etkileşim sonucunda elde edilebilecek öğrenme verimliliği de düşecektir. Geleneksel öğretim ve eğitimde öğreticilerin “o kadar çok kapsanacak konu var ki hiçbir dönem tüm konuları bitiremiyorum” şeklindeki şikayetleri sıklıkla duyulmaktadır. Burada problem şudur, kapsanacak konular belki öğrenci mezun oluncaya kadar güncelliğini yitirecek veya yeni teknolojiler nedeniyle eskimiş ve kullanışsız (obsolete) hale gelecektir.
Bilginin hızla güncellendiği ve bilgiye erişimin hızına hiçbir üniversite kütüphanesinin erişemeyeceği bilişim çağında yaşanıyor artık. Ders içeriğine çok fazla konu katma yerine öğrenciye her ders için belirli amaçlar tanımlayıp bunları öğrencinin istediği şekilde elde etmesinin yolunu açmak daha anlamlı görünüyor. Burada çıktı amaçlı eğitim (outcome based education) kavramı gündeme geliyor. Çıktı amaçlı eğitim, geleneksel öğretim ve eğitim paradigmasında kurs tasarımı aşamasında yararlanılabilen bir kavram olmasına karşın öğrenici temelli yeni paradigmayla daha çok uyuşmaktadır. Paradigma artık öğretici temelli eğitimden öğrenen temelli bir paradigmaya doğru değişmektedir. Geleneksel paradigmanın önemli özellikleri büyük yatırım maliyetlerini ve alıcı konumdaki kişilerin (öğrenciler) belli zaman ve mekanlarda belli yerlerde bulunmasını gerektirmesidir.
|